AİLENİZİ,

KOMŞULARINIZI,

KENDİNİZİ TANITICI

YAZILARINIZI BEKLİYORUZ...

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Meteo

 İstanbul
 21°C

İstatistikler

Bugün222
Dün266
Tüm Hafta1534
Aylık1026
Toplam215282
powered_by.png, 1 kB
Anasayfa arrow Blog
A blog of all section with no images
Kaymakamımız Hızlı Başladı PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar atilla   
Çarşamba, 01 Eylül 2010

Doğanşehir'e geldiği ilk günden beri iftar çadırında halkla iftar açan kaymakam Barbaros Baran, sırasıyla her gün bir köyde iftar ediyor, ihtiyaç sahiplerine çeşitli yiyecek giyecek paketinden oluşan paketler bırakıyor

 

Resmi kurum müdürlerini de yanına alan Baran eksiklikleri yerinde görüyor gerekli notlarını alıyor. Köylüleri bir araya toplayarak sorunlarını dinleyen Baran'ın bu hareketinden köylüler memnun.

 

Altıntop köyünde iftarda vatandaşlarla bir araya gelerek, sorunları dinleyen Kaymakam Barbaros Baran, köylerde olan problemleri çözmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Vatandaşın sorunlarını kendilerinin soruları gibi gördüklerini ifade eden Doğanşehir Kaymakamı Barbaros Baran,

 "Ben Konyalıyım. Siz Doğanşehirlisiniz. Sizlere hizmet etmek için gönderildim. Sizlere kanunlar çerçevesinde hizmet etmek benim vazifemdir. Sıkıntılarınız olursa direk bana gelin ve anlatın" dedi.


İftar yemeği için köye gelen Kaymakam ve resmi kurum müdürlerine teşekkür eden Köy Muhtarı Mustafa Demircan, sorunların hızlı bir şekilde çözülebilmesi için bu türlü faaliyetlerin her zaman devam etmesi gerektiğini söyledi.
 
Bu haber için yorum yazılmamış
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Eylül 2010 )
 
EMEK / KABİLİYET PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar atilla   
Çarşamba, 01 Eylül 2010

EMEK  

Peki insan bütünü anlayamaz mı? Zor ki ne zor. Ama olgun bir bakış açısına mümkün mertebe yaklaşabiliriz; gelebildiğince, olabildiğince. Birden fazla parçayı aynı anda kavrayabilmek içinse sabır, sükûnet ve emek lazım.


Hayatta görece kolay ve hızlı öğrendiğimiz dersler var, bir de fena halde zorlandıklarımız. Bir bakmışız üçer beşer atlayarak çıkıyoruz önümüzdeki basamakları; bir rahatlık, bir özgüven, değme gitsin, tereyağından kıl çeker gibi... Derken bir de bakmışız, takılmışız mini minnacık bir noktada, olmadık bir safhada, bir arpa boyu bile yol kat edememişiz yıllardır.

Hep aynı dertlere hayıflanıyor, hep aynı hataları yapıyor, hep yanlış insanları seviyoruz üst üste, senebesene.

O da biz, bu da biz. Bu kadar güçlü ve girişken olan da biziz; böylesine zayıf ve kırılgan olan da.


Sabretmeyi öğrenmek ne kadar zor.

Sabrın kıymetini anlamak ise belki bir ömür boyu sürüyor.

Hep acele ediyoruz ya, telaşımız bize vakit kaybettiriyor.

Koşar adım gittiğimiz yere, daha mı geç varıyoruz ne?

 Mutluyken de mutsuzken de aceleciyiz nedense.

 Bir ilişkiye başlarken de, bir aşkı noktalarken de.

 Bilmek de yetmiyor üstelik. İdrak bir yere kadar geliyor ancak.

Ondan sonra puf! Teorimiz sağlam da, pratikte habire sınıfta kalıyoruz.

Lafa gelince çok şey söyleyebiliyoruz, inci inci dizelerimiz ama söylediklerimizi hayata geçirme aşamasında daima ham, hep acemiyiz.

 Teoride kıdemli usta, pratikte henüz çırağız. Takıldığımız esas yer orası. Geçemediğimiz engeller orada.


Meşhur hikâyedir. Mesnevi’de anlatılır. Körlerle dolu bir odaya bir fil getirilir. Körlerden her biri filin bir parçasına dokunur, kavradığı ve tahayyül edebildiği sınırlı parçaya göre bütünü tarif eder. Söylenen her şey hem doğrudur hem yanlış. Hem ilgilidir hem eksik. Herkes sadece bir parçasını anlar resmin, tamamını kavramaktan aciz.
Peki insan bütünü anlayamaz mı? Zor ki ne zor. Ama olgun bir bakış açısına mümkün mertebe yaklaşabiliriz; gelebildiğince, olabildiğince. Birden fazla parçayı aynı anda kavrayabilmek içinse sabır, sükûnet ve emek lazım.


Sadi der ki:


“Kolay elde edilen şeyler uzun sürmez/ Bağdat’ta bir fırından günde yüz kase çıkarken/ Çin’de tek bir seramik kase üretmek kırk yıl alır/ Hangisi daha değerlidir?/ Yumurtasından yeni çıkmış bir civciv kendi gıdasını bulup yerken/ Bir bebek yıllar boyu bakıma muhtaç kalır/ Birincisi bakışlarını asla yerden ayırmazken/ İkincisi içeride yıldızlar ve galaksiler barındırabilir.”


Hayatta her şey için emek lazım.

Bir roman yazarken, bir film çekerken, bir albüm tamamlarken ya da ufacık bir bakkal dükkânı işletirken veya yepyeni lüks bir restoran açarken...

 Boyutları ne olursa olsun yaptığımız her iş, ürettiğimiz her eserde meselenin püf noktası emek, emek, emek.


Nedense kabiliyetin rolü fazla abartılmış.

 Başarılı insanların özel, hatta insanüstü kabiliyetleri olduğuna inanıyoruz.

Oysa kabiliyet hepimizde var, hem de gani gani.

Doğuştan nice yeteneklerle geliyoruz şu âleme.

 Ne var ki yeteneklerimizi ortaya çıkartacak emeği, direnci, dirayeti, kararlılığı ve inancı gösterme aşamasında tökezliyor, çuvallıyoruz.

Bizleri hayat boyu kâh öne çıkaran kâh kenarda ya da geride tutan esas ölçüt

kabiliyetlerimizin derecesi değil, verdiğimiz emeğin derecesi.

 

****************************

KENDİNİZİ YETERSİZMİ GÖRÜYORSUNUZ? YANILIYORSUNUZ 

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden evine su taşırmış ...
 
Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış...

Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..
 
 Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış
 
 iki sene her gün bu şekilde geçmiş.
 
 Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...

Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş.

 Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş.
 
 Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.
 
 İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi,ırmak kenarında adama şöyle demiş:
 'Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..'

 Adam gülümseyerek dönmüş testiye; 'Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.
 
Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.

Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum..

 Senin tarafına çiçek tohumları ektim..
 
 Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın..
 
 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum.


 
 Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim' diye cevap vermiş.

 Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz her birimizin kendine has kusurları vardır.
 
 Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..

 Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin..

Onlarda ki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün...

 İnsanları; eğer kusurları ve yanlışları, yani insan kimlikleri ile sevmeyi bilmiyorsak, sevmiyoruz demektir.
 

 

Bu haber için yorum yazılmamış
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Eylül 2010 )
 
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar atilla   
Pazartesi, 30 Ağustos 2010

 

DOĞANŞEHİR DE KUTLAMA

  

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü, Doğanşehir ilçesinde yapılan törenle kutlandı.
     Hükümet Konağı önünde yapılan törene Doğanşehir Kaymakamı Barboros Baran, Jandarma Komutanı Yüzbaşı Harun Yılmaz, Belediye Başkanı İbrahim Karaman, Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Dikici resmi kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
     Anıta çelenklerin sunulmasının ardından Jandarma Kıdemli Çavuş Hüseyin Duman günün anlamına ilişkin bir konuşma yaptı. Hüseyin Duman, ''Bugün, asil Türk milleti ve onun bağrından çıkan kahraman Türk ordusunun en şanlı zaferlerinden biri olan 30 Ağustos zaferinin 88'inci yıl dönümüdür. Bu zafer, ulu önder Atatürk'ün önderliğinde çelikleşmiş bir milli birlik ve beraberlik ruhu içerisinde dünyanın en güçlü ordularına karşı elde edilen, hürriyet ve bağımsızlık aşkı ile yanan bir milletin sarsılmaz azim ve inancının zaferidir.'' 

 
     Konuşmanın ardından İlçe Jandarma Komutanlığından Jandarma Er Yalçın Yılmaz, ''30 Ağustos'' adlı şiiri okudu.
     Hükümet Konağı önünde yapılan törenden sonra İlçe Jandarma Komutanlığında, Yüzbaşı Harun Yılmaz tarafından tebrikler kabul edildi.
 Oktay DEMİRCİANADOLU AJANS  

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.

 

Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920de TBMM’yi kurdu. Böylece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.

 

TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi.

 

Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.

 

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld”. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal’in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardı.

 Bu savaş, Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı. Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir’e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922de İzmir’in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline “dur” diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.  
Bu haber için yorum yazılmamış
Son Güncelleme ( Salı, 31 Ağustos 2010 )
 
DOĞANŞEHİR’İ NASIL TANITALIM? PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar atilla   
Cuma, 27 Ağustos 2010

 

ÖNERİLERİNİZ EN ÜST SEVİYEDE DEĞERLENDİRİLECEKTİR.....


 
     Ankara ‘a da 4-7 Ekim tarihinde yapılacak’”MALATYA GÜNLERİ “ kapsamında her ilçeye bir stand verilecektir.

Kaymakamlığımız,belediyemiz ,derneklerimiz,koordine içinde neler yapılabileceğini görüşüyor.

Ancak sorumlu her hemşerimize buraya destek olması bekleniyor.

 Siz olsanız ilçemizi nasıl tanıtırsınız?

Haydi Doğanşehirliler görev sizde .

Polat nasıl tanıtılır?

Sürgü nasıl tanıtılır?

Söğüt nasıl tanıtılır?

Erkenek nasıl tanıtılır ?

Gövdeli nasıl tanıtılr ?

Köylerimiz nasıl tanıtılır? 

Esnafımız,Tarihimiz,Yemeklerimiz,turistik yerlerimizi,kültürümüz,örf ve adetlerimiz, folklorumüz,müziğimiz,….

Haydi bana sormadılar deme!......

İşte soruyoruz.

-Malatya günlerinde Ankarada bilahare İstanbul’da bir stand açsan güzel yöremizin nelerinin ön plana çıkmasını istersin?

Buraya yazın,yazdıklarınızı Kaymakamımızla paylaşacağız…

Önerilerinizi bekliyoruz.

Bu habere 1 yorum yazılmış
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Ağustos 2010 )
 
DERNEĞİMİZDEN ZİYARET PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar atilla   
Cuma, 27 Ağustos 2010

Ankara Doğanşehirliler Derneğinden Ziyaret  
 

 


     Ankara Doğanşehirliler Derneği 2.başkanı Süleyman Bilgili, ilçe kaymakamı Barboros Baran'ı ziyaret etti.

İlçeye yeni atanan Kaymakam Baran'a hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdiklerini belirten Bilgili, kaymakam Baran'ın ilçede güzel hizmetler vereceğine inandıklarını ifade etti.

Bilgili, ziyaretin anısına Baran'a çiçek takdim etti. 
  

 

     Dernek Başkanı Bilgili daha sonra ilçe emniyet müdürü A.Kadir Karakuş'u da ziyaret etti.
 
OKTAY DEMİRCİ

ANADOLU AJANS İLÇE TEMSİLCİSİ
YENİ DOĞANŞEHİR GAZETESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

Bu habere 1 yorum yazılmış
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Ağustos 2010 )
 
Doğanşehir'den Haberler.... PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar atilla   
Cuma, 27 Ağustos 2010
'Can Güvenliği İstiyoruz'

c2.jpg
 c1.jpg
 

Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Topraktepe köyünde arı kovanlarının yakılması üzerine köylüler eylem yaptı.
Yaklaşık 100 vatandaş Doğanşehir'e yürüyerek geldi ve Doğanşehir Hükümet Konağı önünde oturma eylemi düzenledi.
Eylemden sonra Topraktepe Köyü Muhtarı Ahmet Karabay, istifa dilekçesini ve Muhtarlık mührünü Kaymakamlığa bırakarak istifa etti ancak Doğanşehir Kaymakamı Barbaros Baran, kabul etmedi.

Harman kundaklama ve ağaç kesmelerle başlayan olayların ev yakmalarına kadar uzandığı 9 yıllık süreçte, Ali Bazo ve Hüseyin Arıcı'ya ait arı kovanları kundaklanarak yakılması bardağı taşırdı.

''Can güvenliği istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz'' diyen köylüler, ''Yıllardır bu sıkıntıları yaşıyoruz, kimse derdimize derman olmuyor'' dediler.

Hükümet Konağı önünde eylem yapan köylüler, 9 yıldır meydana gelen bu kundaklama olaylarının bir an önce çözülmesini istedi.

Topraktepe Köyü Muhtarı Ahmet Karabay, "Bizi öksüz bırakmasınlar biz üvey ana çocuğu değiliz. Biz bu ülkenin çocuklarıyız biz nasıl bu ülkeye vergimizi veriyorsak nasıl askerliğimizi yapıyorsak öyleyse bize sahip çıksınlar. Artık canımıza kast etmeye başladılar bıçak kemiğe dayandı bundan sonra eylemimizi yapacağız sonuna kadar gideceğiz" dedi.

İlçe Kaymakamı Barboros Baran ise yaptığı açıklamada, "Yetkilerimiz dahilinde ne varsa yapmaya mecburuz. Biz elimizden geleni yapmakla mükellefiz zorunluyuz. Elimizden gelen gayreti göstereceğiz" ifadelerini kullandı.

Köylülerin arasından seçilen temsilciler Kaymakamlık makamında Topraktepe köyünde meydana gelen kundaklama olaylarını anlattı.

Muhtar köye ya korucu ya da 10 kişilik bekçi ekibi istedi.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 
Kaymakam a Ziyaret

     MHP Doğanşehir ilçe başkanı Muzaffer Çelebi, ilçeye yeni atanan kaymakam Barboros Baran'a 'hayırlı olsun' ziyaretinde bulundu.

 

     MHP Doğanşehir ilçe başkanı Muzaffer Çelebi, ilçeye yeni atanan kaymakam Barboros Baran'a 'hayırlı olsun' ziyaretinde bulundu. 
    

    Çelebi, 2009 yerel seçimlerinde MHP Doğanşehir belediye başkan adayı olan Faruk Yıldırım, belediye meclis üyeleri Murat Akbıyık, Celal Durak ve Cemal Yıldırım ile birlikte kaymakamlığa gelerek bir süre görüştü. 
    

    Kaymakam Baran'a yeni görevinde başarılar dileyen ve 'hayırlı olsun' diyen Çelebi, iyi hizmetler beklediklerini bildirdi. 
    

    Kaymakam Baran da, yapılan ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


 

Bu haber için yorum yazılmamış
Son Güncelleme ( Cuma, 27 Ağustos 2010 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 932


© 2010 DOĞANŞEHİRLİLER DERNEĞİ
Web Tasarım: HITAJANS INTERACTIVEWeb Hosting: HIT Hızlı İnternet Teknolojileri