Bir Doğanşehir Sevdalısı..
Prof. Dr Yalçın Karatepe
Gazetemizi ziyaret eden İlçemizin yetiştirdiği ender insanlardan bir Doğanşehir sevdalısı olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekan yardımcısı Prof. Dr Yalçın KARATEPE söyleşimizin konuğu oldu.
Sayın Yalçın Karatepe siz bir “Doğanşehir sevdalısı” olarak tanınıyor ve biliniyorsunuz. Gazetemizin bu sayısında sizinle bir söyleşi gerçekleştirmek bizim ve okuyucularımız için de duygusal olacak. Siz çalışmalarınızla geniş bir okuyucu kitlesi tarafından sevilerek takip ediliyorsunuz.Okuyucularımıza önce biraz kendinizden, Doğanşehir’den ailenizden, yani yaşamınızdan söz edermisiniz?
Yalçın KARATEPE; Öncelikle teşekkür ediyorum.Yeni Doğanşehir Gazetesi adı ile çıktığınız bu yolculukta başarılarınızın devamını diliyorum.Doğanşehir’e çok iyi bir hizmet yapıyorsunuz.Umarım ki kültürel ve sosyal anlamda da içi dolu bir gazete olur. Hatta Doğanşehir’in bu alandaki eksikliğini gidermiş oluyorsunuz.Zannediyorum ki Doğanşehir üzerine doyurucu profesyonel bir yayın organı olarak ortaya çıkacaktır. Bizim üzerimize ne gibi bir görev verilirse katkı sunmaya hazırım.Bunu bilmelisiniz.
Yalçın KARATEPE Kimdir?
Doğanşehir ilçesinde doğup büyüyen, herkesin bildiği gibi ilçemizde yıllardır bilgi dağıtan değerli bir büyüğümüzün, Duran Karatepe’nin oğlu olan Yalçın Karatepe,Karşıyaka ilkokulu, Doğanşehir Ortaokul ve Doğanşehir Lise’sini bitirdikten sonra üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat bölümünü kazanır. Okulu bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışında öğrenci okutma sınavını kazanarak, burslu olarak Amerika da okuma şansı elde eder. Mastır ve Doktora eğitimini Amerika’da bitirdikten sonra 1995 yılında Türkiye’ye döner ve askerlik görevini yapar. Askerden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başlayan Yalçın Bey, işletme ve finans derslerine girmekle beraber sık, sık konferanslara ve televizyon programlarına da konuşmacı olarak katılmaktadır. Bu çerçevede TRT’de yıllarca yapmış olduğu ekonomi programları yanında, Ulusal bazda yayın yapan ATV, Star, Show, gibi televizyon kanallarda, İngiliz BBC, Alman DW ve Al Jazeere (El Cezire) gibi uluslararası televizyonlarda da Dünya ve Türkiye ekonomisi ve siyaseti hakkında mülakatlar vermiştir. Beş yılı aşkın bir süredir Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Dekan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.
Yeni Doğanşehir Gazetesi;
Hocam sizin gözlemlerinizde Doğanşehir deki gelişmeler ve eksiklikler nelerdir.?
Yalçın KARATEPE; Her ne kadar Doğanşehir’de yaşamıyor olsam da ben ilçemizi yakın takip eden birisiyim.Sadece memleket ziyareti yapmak için buraya gelmedim, benim ailem burada yaşıyor.Burada yaşamayan birisi olarak buraya geldiğiniz zaman, Doğanşehir’i çok daha iyi gözlemleme şansına sahip oluyorsunuz.Doğanşehir için beklentileriniz oluşuyor. Dünya değişiyor, şehirler değişiyor, kentler değişiyor, insanlar değişiyor ve o değişimin bir kısmı Doğanşehir ilçemize de yansımış olmasını bekliyorsunuz. Dolayısıyla geldiğinizde büyük bir beklenti oluyor; neler değişti ve onları görebileceğim heyecanı ile geliyorsunuz. Ben uzun yıllardır Doğanşehir ilçemizin dışında yaşıyorum ama her yıl İlçeye geliyorum.
Maalesef gördüğüm şu; ben burada lise öğrencisiyken,ilçemizin nüfusu ne kadarsa halen o kadar, o zamanlar 10 bin 200 nüfusu vardı. 30 yıldır maalesef Doğanşehir büyüyememiş. Diğer ilçeler ile kıyasladığımızda ilçemizin gelişiminin çok yavaş olduğunu görüyoruz. Gölbaşı ilçesi Doğanşehir ilçemizin 3 katına ulaşmış. Türkiye büyürken Doğanşehir neden büyüyemedi? Bunu analiz etmek lazım. Büyümek iyi midir? o ayrı bir tartışma. Böyle kalsaydı iyi miydi büyüse iyi miydi o ayrı bir tartışma. Bu gelişme sürecinde Doğanşehir’in biraz yol kat etmesini arzulardım. Bunun neden böyle olmadığının sebeplerini analiz edelim: Doğanşehir neden büyümüyor? Ekonomik bir cazibe merkezi maalesef olamıyoruz. Yani iş imkanları yaratmak çok başarılı olamamışız. Dolayısıyla mevcut Doğanşehirlilerin kalmasını özendiremiyoruz.
Doğanşehir’in büyük eksiklikleri 30 yılda gördüğüm gelişmesi biraz yavaş kalmış, yani Ülke gelişmesine oranladığımızda biraz yavaş kalmıştır. Bu sadece nüfus anlamında değil ekonomi anlamında, şehirleşme anlamında ve sosyal hayat anlamında yeterli gelişmeyi sağlayamamışız. Bunun çözümünü bulmak lazım. Ben ilçemizin adında bulunan “şehir” tanımlamasına yakın bir yer bulacağımı her gelişimde umut ediyorum, böyle güzel bir bulmak istiyorum: Şehirleşme konusunda yıllardır yapılan eksik işlerin ve hatalı yapılan işlerin sonuçlarını görüyoruz. İyi bir şekilde şehirleşememiş bir ilçemiz var. Doğanşehir’in şehir olmasının gereklerini yerine getirmek lazım; alt yapıdan tutunda çevre görünümüne varıncaya kadar, iş olanaklarından kültür hizmetlerine kadar bir takım olanakların vatandaşlara sunulması gerekiyor. Maalesef bu konuda geri kalmış ama son zamanlarda biraz yol alabildiğini görüyorum fakat hala derelere akan bir kanalizasyon “sistemimiz” var, suyla ilgili sorunların olduğunu zaman zaman duyuyoruz. Bu ve benzeri sorunlar var bunların aşılması gerek.
Benim Doğanşehir’de gördüğüm en büyük eksikliklerden bir tanesi de yıllardır yapılan yanlış imar uygulamaları neticesinde Doğanşehir’in bir meydanı yok. Her yerleşim yerinin bir meydanı var Ankara’da var İstanbul’da var küçük kasabalara gittiğinizde adı meydan olan geniş açık bir alan olur. Doğanşehir ilçemizde böyle bir meydan yok maalesef merkez olan yerlerde belki geçmişte verilen yüksek katlı inşaat izinleri ile artık ufuk hattını bile görme şansınız kalmıyor ,ama bunun da ekonomik gerekçeleri var ben bunu anlıyorum; arazi kıymetli çok katlı binaların yapılması yüksek rant sağlıyor. Fakat bu tür şeyler planlanırken sadece o arazi sahiplerinin rant elde etmesinden ziyade ilçenin menfaatlerini gözeterek şehir planını yaparken biraz daha dikkatli olmada yararlı olabilir diye düşünüyorum. Ama benim açımdan gerçekten eksiklerden bir tanesi bir ilçe meydanın olmamasıdır. Artık törenler sokak aralarında yapılıyor. Gönlüm arzu ederdiki öyle bir meydanı olsun. Ama bundan sonra iyi şeyler olacağını düşünüyorum bazı iyi şeylerin yapıldığını görüyorum umarım bundan sonra geldiğimizde daha iyi bir Doğanşehir ile karşılaşırız iyi bir Doğanşehir istiyorum çünkü burası benim memleketim. Yeni Doğanşehir Gazetesi; Sizin eski yıllarda yaşadığınız Doğanşehir ile şimdiki Doğanşehir arasında bir fark görüyormusunuz.
Yalçın KARATEPE; Farkı iki alanda ortaya koymak lazım bir fiziksel değişim anlamında farklardan bir de demokrafik yapısı, insan ilişkileri açısından bir değişim var bunu görebiliyorum, değişmeyen şeyler de var onu da görebiliyorum. Bir tanesi şehirleşme eskiden bu çarşı merkezinde iki katlı binalar vardı bunlar benim çok hoşuma giderdi bir Anadolu kenti havasına girerdi. Şimdi bir değişim var çok katlı binaların bulunduğu bir değişim var, mimari anlamda “aynılaşma” yani diğer ilçelere benzer bir hale geldiğini görüyoruz ama üzücü bir şey, şehirleşme anlamında bu değişim var. Onun dışında bir demokrafik yapısı epey bir değişmiş tabi. Biz Doğanşehir’in yerlilerindeniz. Doğanşehir göç almış bunu gözleyebiliyoruz dışarıdan epey vatandaşlarımız göç etmiş, demek bazıları için cazibe merkezi oluyor ama Doğanşehirliler açısından göç vermişiz gelenleri yerine koyduğumuz zaman benim çocukluğumdaki nüfus sayısını koruduğunu görüyoruz. Değişmeyen şeyler de var.
Doğanşehir ilçemizi dışarıda yaşayan Doğanşehir özlemini duyanlara çok özlemle andığı şeyler vardır. Ben 30 senedir burada yaşamama rağmen sokağa çıktığım zaman çocukluktan arkadaşlarımı görüyorum.Özellikle büyükşehirlerde biraz daha ilişkileri iş ilişkisi konumuna gelmiş insanlar açısından buradaki dostluk ilişkisinin seviyesi hakikaten insanı mutlu ediyor. Belli “kurumları” var. Mesela, geçen gün Oktay ile görüştüğümüz kristal kahvesi var. Çocukluğunuz veya gençliğinizde tanıdığınız insanların yaşları ilerlemiş ama yine bir masanın etrafında oturmuş tanıdığınız simalar bir arada sohbet ediyor. Bunlar beni sevindiren şeylerdir çünkü buraya gelmemin sebeplerinden biri bu insanı ilişkilerin hala çok sıcak ve samimi olmasıdır. Ama Doğanşehir’de temel olarak fiziki koşullarında değişiklik diğer ilçelere benzer aynı binaların olduğu birazda demokrafik yapısı değişmiş. Doğanşehir’in kanalizasyonları nereye akıyor yani şimdi biz gelişmiş diyoruz Malatya’nın en büyük ilçesi diyoruz.Kanalizasyon sorununu çözmek kadar kolay bir iş yoktur.Avrupa Birliğinin fonları vardı alt yapı projelerini yapıyorsunuz parasını veriyorlar bunu yapmak için illa şehrin mimari konusunda doktora eğitimi almanıza gerek yok, yani kanalizasyon bir yere akacak. Niye yapılamaz ki üç aylık inşaat ile yapılabilecek bir şey kaynakları da var. Çok daha iyi şeyler yapılabilir.
Mesela kentlerde insanları özellikle sosyal imkanları sınırlı olan insanları topluma katmak için bir yığın projeler geliştirilmiştir.Ben Ankara’da yaşıyorum Ankara’da gördüğüm şeyleri söylemek istiyorum kent mobilyası denen şeyler var bunların içinde spor aletleri var. Ben Çankaya’da oturuyorum Çankaya’da yol kenarlarında yürüme bisikletleri var o kadar çok ucuz şeyler ki bunlar ben görüyorum. Normalde evinden çıkma şansı olmayan kadınlar sabah eşinin kahvaltısını hazırlıyor işine gönderiyor çocuklarını okula gönderiyor ve normalde evinde oturacak kadın sokakta kentte spor aletleri var çıkıyor dışarı yürüyor spor yapıyor alete biniyor bunlarda Anadolu kadını diye tanımlayabileceğimiz simalar ve hayata katıyorsun o insanları..Bunlar pahalı şeyler değil Doğanşehir’de niye yok onu bilemiyorum yani 10 bin lira ile alıp ilçenin pek çok yerlerine yerleştirilebilir. Soru şu nereye yerleştireceğiz. Yerleştirebileceğimiz yeşil alanlarımızın olması lazım bir mahallede yüz metre kare de olsa küçük bir alan da olsa park olarak tanımlanmış yerimizin olması lazım. Şehir dediğiniz sadece binalardan oluşan şeyler değil o bölgede yaşayan insanların ihtiyaçlarını giderebilecekleri pek çok olanakta sunulması gerekir. Yani evinizden çıktığında çocuklar nerde oynuyor? sokakta oynuyor. Sokakta traktör geçiyor araba geçiyor. Bunun için 300 metre alanın çocukların oyun sahası olarak tahsis edilmesi çok zor bir şey değil yapmamışlar ben onu da anlamıyorum belki imar projelerinde vardır ama yapılmış bir yeri göremiyorum.Bu tür şeyler yapmak sadece ekonomik durum ile ilgili şeyler değil biraz vizyon ile ilgili çok az bir harcama ile insanları şehir hayatına katmak daha da kolaylaştırabiliriz.Çokta mutlu olurlar bu sadece basit bir örnek şehirleşme insanları hayata katmaya ilişkindir.Umarım bundan sonra olur.
Yeni Doğanşehir Gazetesi; Doğanşehirli İş Adamlarına tavsiyeleriniz nelerdir.?
Yalçın KARATEPE; Şimdi ben ekonomi hocasıyım dolayısıyla yatırım kararlarını nasıl bir yatırım analizi süreci sonunda verileceğini biliyorum, yatırım süreçlerinin ekonomik gerekçeleri de bilirim.Doğanşehirli işadamlarının yatırımlarının çok farklı yerlerde olduğunu biliyoruz bunlar da doğru kararlar çünkü her şeyden önce işadamlarının ekonomik gerekçelerle karar vermeleri gerek çünkü kararlarınızı ekonomik gerekçelerle vermez iseniz ekonomik getirisi olmaz, varlığınızı sürdüremezsiniz mevcut sermayenizi de kaybedersiniz. Dolayısıyla verilen kararların ekonomik gerekçelerinin iyi olması gerekiyor ve buna inanan bir insanım, ekonomi hocası olarak bunu böyle olduğunu biliyorum, öğrencilere bu süreçlerin nasıl işlediğini anlatmaya çalışıyorum. Ama bir de bunun yanında toplumsal karar var ve karar mekanizmaları vardır. İnsanları karar verirken ekonomik gerekçeler yanında toplumsal zorluklarından hareket ederek karar verilir. Doğanşehir’in çok ciddi olanaklarının olduğunu biliyoruz; ulaşım yollarının oldukça yakın olduğu yanımızda Doğuyu Güneye bağlayan karayolu geçmekte, doğal olanakları oldukça fazla özellikle tarım olanakları fazla olan bir ilçe. İnsanı çok çalışkan iş gücü anlamında. Dolayısıyla buraya yatırım yapmak ekonomik gerekçeler ile uyumlu olanaklar sunuyor. Doğanşehir Malatya’nın en büyük ilçesi nüfus olarak pazar anlamında, pazara erişim anlamında önemli olanakları sunan, iş gücü anlamında önemli imkanları olan bir ilçe. İlçenin bu olanaklarını göz önünde bulundurarak işadamlarının bu bçlgeye yatırım yapmalarını, memleketimize yatırım yapmalarını hem ekonomik olarak faydalı belki onların toplumsal sorumluluğu olarak düşünüyorum bu bölgenin sunduğu olanaklardan da yararlanmaları gerek. Yıllardan beri Doğanşehir de Türkiye’de uygulanan bütün teşvik kapsamına giren bölgelerden bir tanesi. Buraya yatırım yaptığınızda teşviklerden yararlanma imkanlarınız var. İşadamlarımızın bu olanakları değerlendirerek buraya yatırım yapma olanaklarını değerlendirmeleri gerekiyor. Hem teşvikler açısından hem mevcut potansiyeller açısından değerlendirmeleri gerek, hangi alanda yatırım yapılır onu ben bilemem buna işadamlarının kendilerinin karar vermeleri gerekiyor kendileri açısından Doğanşehir açısından özellikle yaratacak iş olanaklarının onların karar vermesi lazım.Yatırım yapılabilir mi? Tabiî ki yapılır hem nüfus olarak hem ekonomik olanakları öyle hem teşviklerden yararlanma açısından baktığınızda öyle İşadamlarımızın bunu değerlendirmesinde bunun yararlı olduğunu düşünüyorum.
Yeni Doğanşehir Gazetesi; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “kriz bizi teğet geçti” diyor.Sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz.?
Yalçın KARATEPE; Hakikaten Dünya’da ciddi bir ekonomik kriz yaşandı, geçmiş zaman ifadesi kullanıyorum. Fakat bizi teğet geçmedi biz Dünyada bu krizden en fazla etkilenen Ülkelerin başındayız.Şimdi krizin yaşanıp yaşanmadığını anlamanın belli bir makro göstergeleri vardır bunlara bakarak bizim bu krizden ne kadar etkilendiğini söyleyebiliriz. Bunlardan bir tanesi işsizlik; Türkiye tarihinde hiç görmediği kadar yüksek oranda işsizlik rakamlarını gördü. Yüzde 14’lere 15’lere resmi rakamlardan bahsediyorum yani buna iş bulma olanağını yitirdikleri için iş aramaktan vazgeçen, iş aramayanları dahil ettiğimizde yüzde otuzlu rakamlara ulaştığını biliyoruz. İşini kaybeden insanların olduğunu binlerce iş yerinin kapandığını biliyoruz. Asıl insanların evine ekmek götürdüğü iş olanakları açısından barksak Türkiye bu krizden inanılmaz şekilde etkilendi. İhracatımız azaldı bu sadece ihracat yapan adamların gelirleri ile yorumlamamız, satamadığınız zaman iş gücünü azaltıyorsunuz.Türkiye krizden ciddi şekilde etkilendi fakat kriz sona erdi. Krizin sona ermesinin gerekçesi Dünya’da geçmişte çok ciddi krizler yaşandı ama bu krizde Dünya yapmadığı tek şeyi yaptı bütün Dünya ekonomileri büyük bölümü birlikte hareket edilir ortak stajerler belirleyerek karar alındı.Dolayısıyla bu kriz döneminde Dünya’nın gösterdiği uyumlu eylem krizin çok daha derinleşmesine, uzun yıllar sürmesine engel oldu.Bu Türkiye’nin başarısı değil Türkiye dışında yaşanan gelişmelerin etkisinde. Türkiye Dünya ekonomisine entegre olmuş bir Ülkedir. 24 Ocak 1980 kararlarından sonra Türkiye dışa açık ekonomik modeli benimsedi. Dolayısıyla dünya gelişmelerinden de o anlamda hem olumsuz hem olumlu etkilenir oldu. Bizi teğet geçmedi bize ağır bir etkisi oldu fakat Dünya ekonomisi toparlanmaya başladığı için de biz ufakta olsa bir toparlama sürecine girdik diye düşünüyorum. Krizden ağır etkilendik ama krizden çıkış dönemindeyiz bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki bir yıl içerisinde ekonomik anlamda biraz makro göstergelerinin bozulacağı gibi görüyorum. Seçim dönemine girdik malumunuz bir sene içerisinde Türkiye’de genel seçimler yapılacak ve meclis tatile girmeden önce meclise sunulan bir kanun tasarısı var benim çok önemsediğim bir kanun tasarısı bu “mali kural” olarak adlandırılan bir kanun tasarısı vardır. Mali kuralların kamu harcamalarının ana çerçevesi belirleniyor örnek olarak bir yıl büyüme hedef oranın altına kalırsa bir sonraki yıl bütçe açıkları belli oranda azaltılmak zorunda. Bu tasarıyı çok önemli buluyorum Maliye Bakanlığı önergesiydi Meclis tatile girmeden önce yasalaşması gerekiyordu bunun uygulanması için, fakat bunu gündemden çektiler. Bu da şunu gösteriyorki önümüzdeki yıl çok ciddi şekilde kamu finansmanları açısından açıkların yaşanacağı bir yıl olacak.Yani bir seçim ekonomisi uygulanacak. Buna bağlı olarak sınırlı harcama yapma sınırı olacaktı. Fakat onu bağlamadığı için hükümetimiz seçim döneminde bol miktarda para harcayacak bir yıl olacak diye düşünüyorum.
Yeni Doğanşehir Gazetesi; Doğanşehir’in ve Malatya’nın Türk siyasetindeki yerini nasıl görüyorsunuz.Bize değerlendirebilirmisiniz.?
Yalçın KARATEPE; Ben bunu önce Malatya açısından değerlendirmek ve sonrada Doğanşehir açısından değerlendirmek istiyorum.
Şimdi sizinde bildiğiniz gibi Malatya eskiden Türk siyasetinde çok ağırlığı olan bir ildi. Övünerek söylüyorum iki tane Cumhurbaşkanı çıkarmış; İsmet İnönü ve Turgut Özal: İkisinin de hem ülkeye hem de Malatya'ya çok ciddi hizmetleri oldu. Geçmişte bakanları olmuş, bakan olmasa bile siyaseten çok güçlü siyasilerin olduğu bir İl idi. Benim hatırladığım öyle Malatya’nın siyasi tarihine baktığında bunun böyle olduğunu görüyorsunuz.
Fakat Turgut Özal’dan sonra Malatya Türk siyasetinde hak ettiği güce bir türlü ulaşamadı. İşte Malatya Türkiye’de önemli illerden bir tanesi hem ekonomik olarak hem nüfus olarak. Ekonomik büyüklüğü çok ciddi boyutlara ulaşmış diğer iller ile karşılaştırdığımızda böyle bir il’in Türk siyasetinde hak ettiği güce ulaşamaması beni bir Malatyalı olarak üzüyor. Başka yerlere bakıyorsunuz bir yığın Bakanları var siyasette genel başkan yardımcısı, grup başkan vekili bir yığın siyasetçileri var. Onların da kendi memleketlerine çok ciddi kamu kaynaklarını aktardıklarını görüyorsunuz. Siyaset kamu kaynaklarının nasıl harcanacağına ilişkin karar verme işidir. Malatya son yirmi yılda kamu kaynaklarının Malatya’ya çekilmesi açısından çok ciddi sıkıntılar yaşadı. Ben bunu şöyle açıklaya bilirim: Siyasetçilerin en önemli yansımaları Milletvekilleridir. Milletvekillerini şöyle tanımlarım bir icracı
milletvekilleri vardır bir de ricacı milletvekilleri vardır.
Yani bir karar verenler vardır bir de karar verenlerden istekte bulunan Milletvekilleri vardır. Şimdi Malatya son 20 yıldır karar veren milletvekillerine maalesef sahip değildir. Yani bunu siyasi yelpazenin neresine bakarsanız, muhalefet ve özellikle iktidar milletvekilleri için de aynısını söylüyorum.. İktidar Milletvekillerine bakıyorsunuz altı tane milletvekili var ama karar verici bir milletvekilimiz yok, neyimiz var? ricacı milletvekilimiz var. Şimdi, karar verici olabilmek için siyasette söz sahibi olmanız lazım yani bakan olacaksınız, icracı, işte imza atıyor şuraya yol yapılsın şuraya hastane yapılsın buraya okul yapılsın buraya şu kaynaklar aktarılsın ve buna benzer konularda karar veren insandır. Malatya’da en son benim hatırladığım Metin Emiroğlu vardı ve ondan sonra 20 yıldır ben Malatya’dan bir bakan maalesef göremedim.
İkinci bir karar vericisi ise siyasette yani icracı olanlar parti içerisinde güçlü olanlardır yani Grup Başkan vekili, Genel Başkan Yardımcısı bu pozisyonlarda olan insanlar bu da hakikaten icracılardan çok rahatlıkla iş yapmasını sağlayacak siyasi güce sahip insanlardır. Malatya’da bu da yok maalesef . Büyük bir partinin Genel Başkan yardımcıları arasında ben maalesef Malatya’lı kimseyi göremiyorum. Malatya'nın seçeceği milletvekillerini sadece milletvekili olmalarını değil aynı zamanda Türk siyasetinde de söz sahibi olma potansiyeli olan kişilerden seçmelidir. Yani siyasette icracı olabilmek için bir takım yeteneklerinizin olması gerekir; yani iyi bir eğitim almış olmalısınız, dış dünya ile bağlantınız olmalı, yabancı dil bilmelisiniz, dünyayı tanımalısınız yani donanımlı olmalısınız. Bakanların büyük çoğunluğuna bakın hangi iktidar olursa olsun hakikaten çok yetkin insanlardır. Sağlık Bakanına bakıyorsunuz Tıp profesörü yani burada sadece öğretim üyesi olması açısında söylemiyorum alanlarında epeyi bir kafa yormuş insanlar yaptıkları doğrudur yanlıştır bunlar tartışılabilir ama sonuçta karar verici icracı noktaya gelebilmek için bir takım yeteneklerinizin olması gerek. Mesela Avrupa Karma Parlementosunda Malatya'lı kaç milletvekili var? Türkiye'nin dış politikasını, ekonomisini, siyasetini ve diğer gelişmelerini yurtdışında tartışabilen kaçtane Malatyalı millet vekilimiz var? Benim Malatya'dan ve Malatyalılardan arzuladığım şudurki, bundan sonraki dönemlerde gönderecekleri milletvekillerinin sadece yerel ölçekte siyaset yapan değil aynı zamanda ulusal ve Uluslar arası ölçekte de siyaset yapabilecek kapasitede insanlar olmasına özen göstermeleridir. Malatya artık yerel siyasatten kurtulup ulusal ölçekte hakettiği güçlü siyaset yapısına kavuşmalıdır. Benim Malatya milletvekilleirinden beklediğim sünnet düğünlerinde çeyrek altın takmak değil, Türk dış politikasını Birleşmiş Milletlet kürsüsünden anlatmasıdır ya da Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'nin haklarını ve idialarını herkese anlatıyor olmalarıdır. Beyazsaray'da toplantılara katılıp Pekin'de müzakereler yapmalarını bekliyorum.